• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • Adana 27 °C
  • Ankara 11 °C
  • Amasya 21 °C
  • Antalya 22 °C
  • Bolu 17 °C
  • Çorum 21 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Giresun 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Kastamonu 18 °C

FOX'un Ağır Topu İsmail Küçükkaya Dobra Dobra Konuştu

FOX'un Ağır Topu İsmail Küçükkaya Dobra Dobra Konuştu
Fox TV ekranlarında hafta içi her gün 3 saat 15 dakika izleyiciler ile buluşan İsmail Küçükkaya, Hande Aydemir'in sorularına tüm samimiyetiyle yanıt verdi. İşte Küçükkaya röportajından dikkat çeken satırlar...

İNTERNETHABER.COM – ÖZEL İÇERİK
Hande Aydemir

Türkiye'nin en çok izlenen kanallarından biri Fox TV, onun sabah kuşağı ise tecrübeli bir gazeteci olan İsmail Küçükkaya'ya emanet. Küçükkaya'nın kariyerinda Ankara Temsilciliği de var Genel Yayın Yönetmenliği de... Bir süredir bambaşka bir kulvarda yol alıyor. Hafta içi her gün Fox TV'deki ‘Çalar Saat' programıyla, 3 saat 15 dakika aralıksız kamera karşısında. Masasındaki çiçeklerin eşliğinde yediden yetmişe herkesin anlayacağı, ilgisini çekeceği şekilde Türkiye ve dünya gündemini sunuyor. Yetinmiyor ev kadınlarına, annelere ve çocuklara sesleniyor, kitapları tanıtıp, sevdiği şarkıları çalıyor.

İnternet Haber'den Hande Aydemir, geçtiğimiz günlerde, Çalar Saat biter bitmez, İsmail Küçükkaya ile uzun ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sorduğu sorular ile Küçükkaya'nın kaygılarını, korkularını, sevinçlerini, umutlarını gözler önüne serdi.

İşte Hande Aydemir'in soruları ve verdiği yanıtlat ile İsmail Küçükkaya...

KORKUYORSUN TÜRKİYEM! 
KORMAKTA HAKLISIN AMA KORKMA

HANDE AYDEMİR:  İlk olarak kitaptan başlayalım  ‘Korkma’ diye bir kitabınız var.
Biz neden ve niçin korkmayacağız? Nedir kitabın ana konusu ve içindekiler?

İSMAİL KÜÇÜKKAYA: Her gün biz üç saat on beş dakikalık  yayın yapınca ve bunu sosyal medya üzerinde etkileşimini yapınca toplumun nabzını iyi tutuyoruz. Toplumda bir kaygı var o kaygıya eşlik eden korku var bende bunun biraz alt yapısına inmeye çalıştım. Bu korku neden ve bu korkuyu nasıl aşacağız? Ülkenin değerleri, ülkenin sahip olduğu zenginlikler ve bizimde üzerimize düşen sorumluluklar bütün bunları düşündüm. Toplum korkuyor ama korkmasın diyorum ama yazının sonunda da şöyle bir ifadem var ‘Korkuyorsun Türkiye’m korkularında haklısın kork ama korkma!’ yani Murathan Mungan’da çok okuduğumuz şudur;  ‘Gerçek cesaret bizim içimizdeki korkulardan üretilen cesaret olmalıdır!’ dedim. Ben de orda Türkiye’nin bu korkuyu nasıl aşması gerektiğine dair kendi fikirlerim, düşüncelerim ve toplumdan aldığım yansımaları aktarmaya çalıştım.

TÜRKİYE YÖNÜNÜ AB'YE DÖNERSE KORKMAM!

H.A:  Bana bir örnek verir misiniz? Mesela  gençler nasıl korkmasın? Anneler nasıl korkmasın? Sizde korkuyor musunuz?

İ.K:  Gençler mesela işsizlikten korkuyorlar ağırlıklı olarak gelecek kaygısı taşıyorlar. Anneler ülkenin gidişatıyla ilgili ciddi kaygı taşıyorlar. Bugün Türkiye’nin temel meselesi  bence ilk defa uzun yıllar sonra ilk defa oldu bu ekonomi değil. Türkiye’nin temel meselesi bir numaralı gündemi bence iç barış ve Doğu ve Güney Doğu ile ilgili gelişmelere baktığımız zaman insan kaygı duyuyor. Çünkü ilk defa belki yüz yıl sonra ilk defa  Orta Doğu'nun sınırlarının değiştiği dönemdeyiz yani tarih şu an yeniden kurgulanıyor. Biz kırk yıldır terörle mücadele ediyoruz ama ilk defa orta doğuda en az üç tane devletin sınırları değişiyor. Irak bölündü bölünecek Suriye bölündü bölünecek  belki de tam olarak bölündü bile diyebilirsiniz. Bu ve benzeri gelişmelere bakınca Kürt meselesi çok ön plana çıkıyor.

Bizim korkmamız için gerekçemiz var şu terör meselesi ve Orta Doğu'daki gelişmeler bizi korkutmalı iç gerginlikler korkutmalı Türkiye kutuplaştı gerginleşti... Bu bize korku vermeli ama geçmişten itibaren yaşadığımız tecrübelere dayanırsak onlara yaslanırsak oralardan ders alıp yeni akıllar üretebilirsek devlet aklı o zaman korkmamız için bir gerek kalmaz.  

Türkün kurucu değerlerine dönmesi gerekiyor. Devletin tam olarak yansız olması gerekiyor. Bütün etnik ve mezhepsel gruplara karşı bunun temeli de şu gerçek demokrasi  insan haklarına dayalı bir devlet ve Avrupa birliği değerleri. Türkiye yönünü Avrupa birliğine dönerse ki Başbakan Ahmet Davutoğlu bunu yapmaya çalışıyordu ama iktidar partisi içinde bir sürtüşme var... Ben Davutoğlu ve ekibinin  Avrupa yanlısı politikalarının iktidarda egemen olması gerektiğine inanıyorum. Bu olursa korkmam. Ama biz Orta Doğu’ya dönersek yüzümüzü gözümüzü Orta Doğu’ya daha fazla çevirirsek ilişkilerimizi Batılı demokratik ülkeler  yerine mesela Hamas gibi Müslüman kardeşler gibi İhvan gibi veya Orta Doğu'nun diğer dinamiklerine dönersek korkmamız için çok sebep olur diye düşünüyorum.

‘DEVLET TAM ANLAMIYLA YANSIZ OLURSA
TÜRKİYE İÇİN SORUN YOK'

H.A:  Şimdi siz diyorsunuz ki devletin yanlı olmaması gerekiyor devlet yanlı, devlet nasıl yanlı olabilir devlet ve yanlı sözcüğü korkunç değil mi?

İ.K:  Aslında sıkıntılı şundan dolayı bir iktidar çok uzun yıllardır görevde normalde ilk sekiz yılında ben her hangi bir korku hissetmiyordum. Fakat son yıllarda... Tabi iktidar çok uzun sürünce o kişileri de iktidarın kendi mekanizmasında olumsuz etkiliyor. Şimdi geçtiğimiz hafta bir tartışma yaşandı Meclis Başkanı'nın sözleri ile başlayan bir tartışma. Ben hep şunu söyledim bizi bir arada tutacak temel mesele laikliktir.  O da şu devlet ben karşımda gördüğüm kişiye Hande hanım nereli? Sünni mi, Alevi mi? Türk mü, Kürt mü, Çerkez mi, Boşnak mı? diye bakmadan zengin mi, fakir mi? Kadın mı, erkek mi ? Genç mi, yaşlı mı? diye bakmadan tam olarak yansız yaklaşırım. Benim karşıma geldiyse Hande hanım  T.C. vatandaşı olarak eşitimdir. Türkiye’yi Dünyada biricik kılan şey bu hani biriciklik benim hep söylediğim insanlar içinde öyledir. Hepimiz biriciğiz bizi biz yapan ayırt edici özelliklerimiz var Türkiye’yi ayırt edici özellik şu Türkiye çoğunluğu Müslüman olan bir ülke ama içinde her türlü dinsel inanç veya inançsızlıktan insanlar var her türlü ırk ve mezhepten insanlar var eğer devlet tam yansız olursa Türkiye için sorun yoktur.

H.A:  Genelde bu soruyu hep yöneltiyorum Laiklik nedir? Devlet nedir? diye. Sizin laiklik kavramınız nedir?

İ.K:  Aslında tam olarak söylediğim bu yani devletin bütün vatandaşlarına karşı hiçbir fark gözetmeksizin mutlak surette eşit yaklaşımı yansız yaklaşımı laiklik. Genelde bize 'din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması' diye bir klişe anlatırlar. Devlet mekanizması içinde bir Alevi gittiği zaman bir Sünni kadar; bir Türk gittiği zaman bir Kürt kadar eşit davranılacağına inanacak bunu tabi bütün hayatın alanlarında yayabilirsiniz yaymanız gerekir.  Mesela hukuk adalet hakim karşısına çıktığınız da devlet katına çıktığınız da eşitlik var mı yok mu tabi bunun uzantıları şu devlet hiç bir etnik kimliği hiçbir mezhepsel kimliği veya inancı ön plana almayacak ona ayrıcalık tanımayacak hani bir tarafta diskriminasyon dediğimiz dışlayıcılık olmayacak ayrımcılık bir tarafta da pozitif ayrımcılıkta olmayacak.

H.A:  O zaman Türkiye de laiklik ve siyaset birbiriyle çakışıyor mu ya da karışıyor mu ?

İ.K:  Eskiden kötü bir uygulamasını yaşadık biz AKP öncesinde eskiden katı bir laiklik anlayışı vardı bizde çok katıydı oysa şimdi yine katı ama bu defa ters taraftan bir yanlış bir politika uygulanıyor.  Benim inandığım şu tam olarak gerçek tanımına uygun yapmamız gerekiyor bu işi. Hani laiklik dediğimiz zaman özgürlükçü laiklik dindar laiklik böyle bir tanımlama olmaz laiklik tek bir kelimedir ön ek veya son ek almaz. Dolayısıyla onu aşırı yoruma da tabi tutmamamız gerekiyor.

TÜRKİYE'DE MEDYANIN %80’i BASKI ALTINDA 
AMA FOX %100 ÖZGÜR

H.A:  Gazeteciler iktidarın büyük baskısı altında olduklarını iddia ediyorlar, kimisi de diyor ki hayır bize hiç bir baskı yok. Siz mesela baskı altında mısınız zaman zaman bu duyguyu yaşıyor musunuz FOX TV’de?

İ.K: Çok önemli bir soru bence yaşamsal bir mesele bu ve ayrıca da çözüm önerisinde içinde barındıran bir sistem sorunu. Şöyle bakıyorum Türkiye’ye;  Türkiye’de medya baskı altında mı? Evet. Ne kadarı? %80’i baskı altında. Ama Türkiye de yüzde yüz özgür medya var mı? Var. Mesela FOX. FOX’ un Dünyada 75 tane televizyonu olan bir marka olduğunu unutmayalım. Şimdi bu televizyon da bizim Ankara’ya dair hiçbir işimizi gücümüz yok. İhalemiz yok, maden şirketimiz yok, holdingimiz yok, bankamız yok... Hiç bir ticari beklentisi teşvik mekanizması ihale beklentisi vs. yok.

Bizim gibi gazeteler de var. Beğenin beğenmeyin. Bugün Sözcü diye bir gazete var. Çok da satıyor ve Sözcü’nün de devlette bir işi gücü yok veya sizin şu anda çalıştığınız kurumu, İnternet Haber'i düşünün internet dünyasında  onun da başka bir işi gücü yok bildiğim kadarıyla sadece gazetecilik yapıyor. Size de bir baskı yok, bize bir baskı yok... Sözcü’ye bir baskı yok... Belli baskı mekanizmaları var mıdır? Ben yönetici olmadığım için bilmiyorum ama bizim hissettiğimiz hiçbir şey yok çünkü medya gruplarının devletle hiçbir işinin olmaması gerekiyor.

ANKARA'NIN FOX'A SAYGI DUYDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

H.A: Mümkün mü bu?

İ.K: İşte bizim ki mümkün, sizin ki mümkün. Diğer medya gruplarına bakıyorsunuz onların devletle bir bağlantıları var. Şimdi sizin devletten ihale beklentiniz olursa milyarlarca dolarlık işleriniz olursa mesela madenleriniz için, mesela marina işletirseniz devlete bir izin için giderseniz, havayolu şirketiniz, bankanız varsa bir teşvik mekanizmasına yararlanmak istiyorsanız o zaman Ankara’ya gitmek zorunda kalıyorsunuz.

Ben mesela Fox’a Ankara’nın saygı duyduğunu düşünüyorum. Fox şu anda üç yılı hiç geçirmeksizin hem ana haber de hem de Çalar Saat’te sabah programında hiç geçilmeksizin birinci ve devlet bunu görüyor. Halkın ilgisine mazhar olmuş bir kanal ve Ankara’ya gidip her hangi bir işte takip etmediğine göre bizim yöneticilerimiz.

Ben yönetici değilim ama benim yöneticilerimin hiçbir işi yok Ankara ile. Ankara’dakiler de şöyle görüyor "bunlar gazetecilik yapıyor, bunların benden bir beklentisi yok". Bence biz Türkiye de ki demokrasinin, çoğulculuğun ve medya özgürlüğünün peşine düşeceksek Hande hanım bunu yapmamız gerekiyor. Sistemi değiştirmemiz gerekiyor.

H.A:  Değişir mi peki sistem bu saatten sonra ?

İ.K:  Değişmez çünkü iktidara yakın medya grupları da benzeri sistemle besleniyor. Şimdi bakıyorsunuz tirajlar çok kötü reytingleri yok ve Türkiye’de çok fazla sayıda gazete ve televizyon var. Dolayısıyla reklam pastası kısıtlı. Biz henüz Avrupa ülkelerin de ki reklam oranına yani kişi başına oran veya gayrisafi milli hasılaya oran yani ekonominin için de ki reklam pastası çok küçük daha. Ne kadar daha gitmesi gerekiyor biliyor musunuz ? Beş kat. Yani Türkiye de ki reklam pastasının beş kat büyümesi gerekiyor. O daha büyümeden bu kadar gazete bu kadar televizyonu yaşatamıyor. Nasıl yaşatıyorlar iktidara yakın ticari bağlantıları var bir yerden kazandığını medya ya aktarıyor. Medya organları zararda. Ben biliyorum şu anda FOX TV’nin  bilebildiğim kadarıyla zararı yok şu anda.

KARAR BAŞBAKAN DAVUTOĞLU'NA DESTEK İÇİN ÇIKMIŞ

H.A: Karar gazetesi Ahmet Davutoğlu’nun himayesi altında mı çıkıyor? Karar gazetesi ile ilgili ne söyleceksiniz ?

İ.K: Karar gazetesi Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu desteklemek için çıkmış. Çok belli bu hiçbir şüphem yok. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çizgisini beğenen ve onu desteklemek için yine muhafazakar camiada ki gazetecilerin çıkarttığı bir gazete. Ve yine aynı bağlamda muhafazakâr sermayenin desteklediği bir gazete.

H.A: Kendisiyle yaptığımız röportajda Ertuğrul Öztürk dedi ki, Star gazetesi ve diğer bilimum iktidara yakın gazeteler sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan için çıkıyor ama Hürriyet o şekilde değil biz on milyonlara hitap ediyoruz Star gazetesi sadece bir kişiye hitap ediyor Katılıyor musunuz ?

İ.K:  Ben buna katılmam şundan dolayı tabi o tirajlarına bakıyor muhafazakâr medyadaki tirajlara...Orada ki arkadaşların başarı veya başarısızlığını değerlendiriyor ama  o zaman şu soru da ortada kalır Türkiye gibi bir ülkede 78 milyon insanın yaşadığı ve böylesine bir dönemde Hürriyet gazetesi 300 binlik tirajlardan bahsediyorsa o da bir başarısızlıktır. Yani 300 bini bir başarı diye sunamayız günümüzde. Türkiye’de gerçek bir başarıya sahiplenmek istiyorsak bir gazete olarak bence milyondan bahsetmemiz gerekiyor.

Özkök, şunun altını çizmeye çalışılıyor: Erdoğan hassasiyeti gözeten gazeteleri iğnelemek... Her zaman ki zekice kurgusu diyeyim. Evet bugün Erdoğan’ı destekleyen gazeteler var, bugün Davutoğlu’nu destekleyen gazeteler var veya CHP’ye yakın gazeteler var MHP’ye yakın gazeteler var. Televizyonda diyorum ki "sevgili izleyenler Türkiye haritasını bir puzzle gibi düşünün bu gazetelerin birine baktığınız zaman bugün buna Hürriyet de dahil Türkiye haritasının tamamını göremezsiniz. Sözcü’ye baktığınız zaman da göremezsiniz Star’a baktığınız da ama her biri o puzzle’ın bir parçası ben bir oyun oynuyorum". Ben oyun oynuyorum. İzleyenlere her sabah Sözcü, peşine Sabah, peşine Orta Doğu, peşine bir gün aralara Hürriyet, Habertürk gibi gazeteleri de koyuyorum... Böylece soldan sağa hükümete yakın ve uzak demeden olan bitenin tamamını böyle yansıtıyorum. O zaman puzzle’ı Türkiye haritası gibi tamamlamış oluyoruz.

YAZININ KAYNAĞI ve RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN >>>

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Burada yapılan yorumlar, yorum yapan kişilerin kendi görüşleridir. Sitemiz yapılan yorumlardan sorumlu tutulamaz.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haberler Webte | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim